Erol KAYA

Biz Gönüllerimizi Terk Ettik…


Erol KAYA
26 Ocak 2017 Perşembe 23:02

Bilemedik o günlerimizi anlamlı kılanın ne olduğunu.Göremedik umudun gölgeli bakışlarda son bulduğunu!Bir tatlı huzur almaya Kalamış’a giden o tatlı insanlar yok. Bir sis perdesinin arkasında bize el sallayarak uzaklaşanlar haline geldiler. Her gecen gün bizden daha çok uzaklaşıp bizde hayal hissi uyandırarak, geçmiş zamanın tozlu raflarındaki yerlerini alıp hiç hatırlanmaz olacaklar.

Mevsimler bizde hiçbir değişikliğe yol açmayacak artık. Geldikleri gibi gidecekler. Toprağın kokusu güzel gelmeyecek eskisi gibi. Gökyüzü; dünya işlerinden başlarını kaldıramayan insanlar yüzünden asacak suratını. Güneş ve ay belki de ilk defa beraber doğup, beraber batmak isteyecek yalnızlıktan! Kalp titreten besteler yapılamayacak. Deniz ilgi çekmeyen yakamozundan utanıp, ağaçlara mürekkep olmayı isteyecek. Ağaçlarsa birer tomruk!

“Dikeni bendim, gülü oydu” diye şiir yazan şair asla eskisi gibi yazamayacak.En ünlü bestekar, notaları asla en ahenkli şekilde yan yana getiremeyecek.Billur sesli kadın ancak kendisinden daha cüretkar pozlar veren şarkıcı ortaya çıkana kadar şarkısını söyleyebilecek.

En büyük sanılan aşklar, süslü maskelerin arkasındaki canavar ortaya çıkana kadar büyüklük taslayacak. 

Bize ne mi oldu?

Bizler Yaratıcımızın bizde en değer verdiği gönüllerimizi terk ettik. Gönüllerimizin dış elbisesi olan bedenlerimizi her şeyin üstünde tutmayı amaç edindik. O elbisenin içindeki cevheri göremeyip bedenlerimize değer biçtik. Bedenlerimize yedirdik, içirdik gelene ve getirene şükretmeden. Bedenlerimize uykuyu uyuttuk, uykumuzda yatağımızın güncelleme yaptığını bilmeden. Bedenlerimizle sevdik sadece, Yaratıcımızın eşler halinde yarattığını unutarak. Yarınımızdan endişe ederken bunun Allah’a teslim olmakla çeliştiğini göremedik, çünkü bedenlerimiz elle tutulur garantiler istiyordu. Garantiyi sadece Allah’ın sağlayabileceğine inanamadık, teslim olamadık. Orda da kibirlendik, garantimizi biz kendi ellerimizle yaparız, sana ihtiyaç yok dedik!

Biz gönüllerimizi terk ettik, gönüllerimiz de bize kendini unutturdu.Düşünen beyinlerle ve işiten kulaklarla yeryüzünü dolaşmadılar mı? Gerçek körlük, gözlerin körlüğü değil; göğüslerdeki gönüllerin körlüğüdür.

Bir tatlı huzura; gönüllerimizi aktif tutarak, iç sesimizi sürekli dinleyerek, bedenlerimize kul-köle olmanın gönlümüzü körelttiğini keşfederek ulaşabileceğimizi hatırlamak umuduyla…

Selam ve dua ile..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık