Erol KAYA

Çok Üzüldüm...


Erol KAYA
4 Mayıs 2016 Çarşamba 15:10

Geçen hafta televizyonda kutup macerası adlı yabancı bir film izledim. Film kuzey kutbunda kaybolan bir gurup eğitimli köpeğin başından geçenleri anlatıyordu. Köpeklerin yaklaşık 200 gün ağır kutup koşullarındaki mücadeleleri doğrusu görülmeye değerdi. Hayatta kalabilmek için her şeyi yaptılar... En önemlisi de yaşamak için birlikte hareket etmenin önemini kavrayıp son derce kolektif hareket etmeleriydi. Şartlar ne kadar zor olursa olsun ne donmak üzere olan arkadaşlarını yalnız bıraktılar ne vahşi bir hayvanın saldırısına uğrayanı nede sakatlandığı için avlanamayanı. Sonuna kadar hep ekip oldular. Bir tanesi koşulların ağırlığına yenilip bencillik yapmadı.

Filmi izlerken Avrupa halklarının krallara imparatorlara karşı 100 yıllarca süren özgürlük mücadelelerine referans olan Rönesans dönemi aklıma geldi. Onların kalkınmışlıklarının başlangıcı olan hümanizmin öne çıktığı bu insanlık tarihin yol gösterici reformunu köpekler sayesinde tekrar hatırladım. Çünkü köpeklerin hepsi hayatta kalabilmek için bu realiteyi kavramış gibi davranıyorlardı. Biliyorlardı ki en ufak bir ben duygusu dayanışmayı ortadan kaldıracak ve yok olacaklardı.

Filmi hayranlık ve ibret alarak izledim. Filmin her karesi ders niteliğindeydi. Sanki bu film biz Türkler için uyarıcı olsun diye yapılmış, bakın bu realiteyi hayvanlar bile fark etti ama siz hala uyuyor ve bu nedenle de sürünüyorsunuz der gibiydi.

Ben filmi izlerken bu mesajı aldım. Çünkü biliyorum ki; biz bu ülkenin halkı henüz böyle bir noktadan çok uzağız. Çekilen acıların, yaşanan ağır fakirlik ortamının ve sosyal sıkıntıların tek sebebi de bu zaten. Başka hiçbir açıklaması yok. Bizler halk olarak bu kollektivitenin farkına varamadığımız için sürünüyoruz. Her gün hepimiz her türlü acıyı çekiyoruz, onurumuz kırılıyor ama hala uyanmıyoruz, biz demeden ben olamayacağı gerçeğini bir türlü kavrayamıyoruz. Yaşamak için onurumuzdan ödün veriyoruz; bunun için çalıyoruz, yalan söylüyoruz, öldürüyoruz ama hala tek ve en kolay çözümün köpeklerin yaptığı gibi bir birliktelik olduğunu bir türlü anlamıyoruz.

Bizim tek sorunumuz bu. Bunu bir kavrasak her şey düzelecek, terör, fakirlik gibi şeyler kısa bir süre sonra hatırlamayacağımız kavramlar haline gelecek. Çünkü burası her şeyi olan o kadar güzel bir ülke ki biraz mantıklı bir toplum olmak yetecekte artacak bile.

Fakat izlediğim filmden sonra karamsarlığım daha da arttı. Filmi izlerken yıllardır ezilen insanlara anlatmaya çalışıp bir arpa boyu yol alamadığım konunun öneminin böyle vurgulanmış olması hem içimi acıttı hem de millet olarak düşündüğümden çok daha geri olduğumuz neticesine vararak ülkemiz için hiçbir umudun kalmadığını anladım.

Acı ama maalesef durum bu, insan dışında birçok canlıda olan birlikte hareket etme, kolektif yaşamın önemi konusundaki ortak bilincin Türk halkında olmaması ülkemizin düzelmesi konusunda hiç bir umut vaat etmiyor.

Eğer aksi olsa şu kokuşmuş, zalim düzenin değişmesi o kadar kolay ki. Sömürülen, sürekli hakkı yenen 10 kişi bile bir araya gelse tarihimizdeki en önemli reformun gerçekleşmesi içten bile değil. Yüzyıllar önce batılı halkların; demokrasinin d'sinin bile bilinmediği, iletişimin olmadığı dönemlerde halka göz açtırmayan zalim krallara karşı bunu başardığını düşünürsek bizim işimiz çok kolay. İnanın iletişim imkânlarının getirdiği avantajın, gelişmiş bir basının ve çeyrek de olsa demokrasinin olduğu günümüzde bizim kralların bir üfürüklük canı var

Yeter ki on esnaf beş çiftçi istesin biter bu iş.


YORUMLAR
  • yorum2016-05-04 20:20:17ABDULLAH KIOZAN

    HEMŞEHRİM ÇOK GÜZEL OLMUŞ ELİNE KOLUNA KALEMİNE SAĞLIK YAZILARININ DEVAMI DİLEĞİYLE

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık