Nurcan KONGUR

Covıd-19'a Bağlı İzolasyon Döneminde Çocuklarımız ve Biz Annelerin Durumu…


Nurcan KONGUR
30 Nisan 2020 Perşembe 22:17

Bu yazımda hepimizin gündemini işgal eden, dünyayı ve Türkiye'yi etkisi altına alan Coronavirüs "Covid19" salgın hastalığına bağlı izolasyon döneminde çocuklarımız ve biz annelerin durumunu soru cevap şeklinde kaleme almak istiyorum..

Bu yazımda hepimizin gündemini işgal eden, dünyayı ve Türkiye’yi etkisi altına alan Coronavirüs “Covid19” salgın hastalığına bağlı izolasyon döneminde çocuklarımız ve biz annelerin durumunu soru cevap şeklinde kaleme almak istiyorum..

Covid19 Salgınıyla ilgili Dünya Devletleri, Hükümetimiz, Bilim insanları, doktorlar ve ilgili tüm çevreler bu salgın sorununa bir çözüm bulmak için gecesini gündüzüne katarak elinden geleni yapıyor.

Bütün bu çabalar ve çalışmalar yoğun bir şekilde devam ederken, yanıbașımızda özenle büyütüp koruduğumuz çocuklarımızdan ve Onlar üzerinde doğal koruma iç güdüsüyle en etkili varlık olarak bildiğimiz annelerimizin daha da ağırlaşan rolünden, misyonundan bahsetmek istiyorum.

Tabi mecburi olarak evlerimize kapattığımız çocuklarımız, her açtığımız telefonda, her baktığımız tv kanalında, okuduğumuz gazetede karşılaştığımız bu salgın haberlerinden nasıl etkileniyorlar? Biz çocuklarımızı bu korku ve bu endişeden nasıl koruyacağız? Neler yapmalıyız?

Biz anneler çocuklarımızın hem fiziksel sağlıklarını koruyacağız hem de ileriye dönük, hayata daha sıkı sarılmaları ve bu hastalık herkesi evine kapattığından, üzerlerinde psikolojik açıdan herhangi bir olumsuz ve kalıcı izler bırakmaması için neler yapmamız gerekiyor? Ben de bir anne olarak bu konuları değerlendirmek istiyorum.

34 yıllık iş hayatım boyunca bir çok sektörün çeşitli kademelerinde çalıștım ve son 13 yılımı ise İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ İSMEK MERKEZLERİ Eğitim Kurumlarında Kurum Yöneticisi/idarecisi olarak çalıştım. Lakin “Anneliğin dünyanın en mukaddes, en zor ve en fazla sorumluluk gerektiren mesleği olduğuna” kanaat getirdim. Bende bir anneyim ve annelerin yaşadıklarını çok iyi anlayabiliyorum. Omuzlarımızdaki sorumluluk o kadar fazla ki, tarifi mümkün bile değil..

Gelelim soru ve cevaplarımıza..

SORU: Sizce aile bireylerini bu saldırıdan korumak için en büyük rol annelere mi düşüyor?

CEVAP : Her ne kadar kısmi izolasyon kuralları uygulansa ve belli bir yaş aralığına sokağa çıkmak yasak olsa bile, bir takım işlerde çalışan insanlarımız alınan tedbirler ve önlemler doğrultusunda işlerine gidip gelmektedirler. Elbetteki çalışan kadınlar ve çalışan erkeklerin hiç birisini birbirinden kategorize ve ayırt etmeksizin şöyle bir şey düşünüyorum. Bir anne dışarıda mesaili bir işte çalışsa veya bir ev hanımı bile olsa, kendi aile bireylerini bu tür hastalık ve saldırılar karşısında korumak maksadıyla en çok çaba sarfedecek kişidir. Bu bağlamda annelerin kendi ailesini koruyabilmesi ve bu bilinçle birliktede ailesini ve çevresini çok rahatlıkla koruyabileceği düşüncesindeyim. Zira korumak bir annelik iç güdüsüdür. Bir baba ve anne sürekli dışarıda çalışmak durumunda ise evine geldikten sonra ki evin bütün yükü, bütün işleri yoğunlukla anne üzerindedir. Çocukların sorumluluğuda (eğitim, bakım, temizlik, yemek vs.) bunların içinde en önemlisidir.

SORU : Acaba biz anneler Covid19 hakkında ne derece bilgi sahibiyiz, bu virüsü tanıyor ve biliyor muyuz?

CEVAP : Bu salgını tamamen annelik vasfımla ele almak istiyorum. Biz annelerin hastalığı tanımamız ve bilgi sahibi olmamızın hastalıkla mücadelemizde elimizi güçlendireceği inancındayım. Gerek yazılı ve görsel medyada, gerekse karşılaştığımız bir takım durumlardan öğrendiğim kadarıyla kısaca Covid19 ‘un Grip’ in bir çeşiti olduğunu, hayvandan insana, insandan insana, damlacıklar yoluyla bulaştığını ve hızla yayıldığını, akciğerlere yerleşerek solunum sıkıntısı yaşattığını, belli bir yaş aralığındaki kişilerle, kronik rahatsızlıkları olan kişiler üzerinde ölümcül bir etki yaratabilen, bu hastalığa yakalan hastalarda bir takım hasarlar oluştuğunu, Covid19A/B/C, şeklinde sınıflandırılan bir hastalık olduğunu biliyorum.

SORU : Bir Anne olarak kendimizi ve Ailemizi bu gribal ölümcül salgın hastalıktan nasıl korumamız gerekiyor?

CEVAP : Tabi bir bilim insanı edasıyla değil ancak bir anne gözüyle, öğrendiğim ve bildiğim kadarıyla kendimizi ve ailemizi bu konuda koruyabilecek yöntemler ve hareket tarzlarını bilmeliyiz.

SORU : Nedir bu hareket tarzları?

CEVAP : Bizler bir anne olarak Devletimizin, Sağlık ve İçişleri Bakanlığımızın almış olduğu tüm tedbir ve önlemlerin, ev dışında ve ev içinde uygulanmasına çok dikkat ve özen göstermeliyiz. Mümkün mertebe gerekmedikçe ve çalışmak durumunda değilsek dışarıya çıkmamalıyız. Çıkmamız gerektiği zamanlarda ise maske, eldiven ve sosyal mesafe kurallarına harfiyen uymaya çalışmalıyız. Çünkü bu kuralları uygulamadığımız takdirde virüs kapabileceğimizi ve bu durumun sorumluluğumuz altındaki çocuklarımızı ve ailemizdeki diğer kişileri olumsuz yönde etkileyeceğinin bilincinde olmalıyız.

SORU : Bir anne olarak evde izolasyon döneminde, çocuklarımız için dikkat etmemiz gereken ev kazaları, temizlik, hijyen ve tasarruf hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

CEVAP : Biz anneler bu dönemde evimizde temizlik ve hijyen kurallarına, ev kazalarına (mesela; ıslak zemin kaymaları, temizlik maddelerinin içilmesi ve solunması gibi kazalar, elektrik ve priz çarpmaları, çaydanlık devrilmesi vs.) çok dikkat etmeliyiz.

Tabi bu esnada tasarrufa da önem vermeliyiz. Elektrik, su ve doğal gaz kaynaklarımızı tasarruflu kullanmalıyız. Alışverişlerimizi yaparken gıda malzemelerini, bozulma ihtimaline karşılık ihtiyacımız kadarını almalıyız, fazla almaktan kaçınmalıyız.

Mesela şu an hiç bir üretim olmasa bile ülkemizi 2-3 yıl idare edebilecek gıda malzemesinin depolarımızda mevcut olduğu gerçeğini bilmeliyiz.

Yiyecek maddelerinin yiyeceğimiz ve ihtiyacımız kadarını almalı, bekleterek bozulmasına engel olmalı ve yiyeceğimiz kadarını pişirmeliyiz.

Tüketim maddelerimiz ile enerji ve su kaynaklarımızı israf ettiğimiz takdirde milli gelirimize zarar verdiğini hepimiz biliyoruz. İleride sıkıntı yaşamak istemiyorsak bu israfın kesinlikle önüne geçmeliyiz.

SORU: Bu dönemde çocuklarımızla ilgili neler söyleyebilirsiniz?

CEVAP : Gecemizi gündüzümüze katarak bin bir zorlukla büyüttüğümüz ve üzerlerine titredigimiz evlatlarımızla bu dönemde daha fazla ilgilenmeyiz. Çocuklarımız okullarından, öğretmenlerinden, arkadaşlarından, oyun alanlarından bir çok etkinlikten ve Onların büyümesine eşlik eden çocuk hareketlerinden mahrumlar.. Dört duvar arasında biz büyüklerle ve dijital dünyanın bir takım son teknolojik aletleriyle evlerimize hapsolmuş vaziyetteler.

Onların yeni dünyaya uyum sağlayabilmeleri gerçeğini göz ardı etmeden, sınırlı ve kontrollü oranda dijital çağın aletlerini kullanmalarına olanak sağlamalıyız.

Ancak bir taraftanda çocuklarımıza;  duygusal, ruhsal gelişimlerine büyük oranda katkı sağlayacak en önemli şeyin sevgimiz, merhametimiz, koruyuculuğumuz ve üretkenliğimiz olduğunun bilinciyle yaklaşmalıyız.

SORU : Bu dönemde çocuğumuzla neler yapabiliriz?

CEVAP : Yaş seviyelerine dikkat ederek mesela bir olay, bir oyun, bir soru, bir konu, bir kitap, bir film vs. ele alarak Onların fikir ve düşüncelerini öğrenmeli, uzun soluklu sohbetler ederek Onları dinlemeliyiz.  Düşünce ve hayal dünyalarının zenginleșmesine katkı sağlamak amacıyla, okudukları kitapların içeriğini bizlere anlatmalarını, kendilerince fikir geliştirerek tavsiyelerde bulunmalarını sağlamalıyız.

Biz annelerden beklenti ve isteklerinin neler olduğunu sormalı.. Elimizden geldiğince, imkanlarımız nispetinde, mantıklı ve makul ölçülerde isteklerine cevap vermeye çalışmalıyız.

Biz yemek kültürü, çeşitlilik ve lezzet bakımıından çok gelişmiş ve çok zengin bir ülkeyiz. Çocuklarımızın sağlığı için ev yemeklerine önem vermeliyiz. Ev yemek kültürümüzü ve yöresel yemeklerimizi çocuklarımıza sevdirmeliyiz. Sağlıklı ve hijyen olması sebebiylede çocuklarımıza bu kültürü aşılamalıyız. Kesinlikle hem kendimizi hem çocuklarımızı fastfood yiyeceklerden uzak tutmalıyız. Onların sevdiği yemekleri pişirmeye özen göstermeliyiz. Küçük sürprizler hazırlayarak.. Onları şaşırtmalıyız.

Bazende mutfakta yemekler hazırlamalarına olanak tanımalıyız. Onlara yemek yapmayıda öğretebiliriz. Bütün bunları çocuklarımıza üretkenlik ve beceri kazandırmak amacıyla yapmalıyız. Üstelik bu durum Onları hem eğlendirecek hem de çok mutlu edecektir.

Birlikte satranç, zeka oyunları oynayabilir, resim boyama, el sanatları ve çeşitli etkinlikler yapabilir, yaş aralıklarına göre uygun filmler seyredebiliriz.

Ama sağlık durumumuzuda dikkate alarak gün içinde çocuklarımıza bol bol sarılmayıda ihmal etmemeliyiz. Çokça sarılalım Onlara. Emin olun bu her iki tarafada çok iyi geliyor. Hem bizim hem çocuğumuzun gücüne güç, güvenine güven katıyor.

Söyler misiniz anne gibisi var mı? Bu hayatta.. Üretkenlik, doğurganlık, koruyuculuk, merhamet ve karşılıksız sevgi bütün bunlar biz annelerin en belirgin özelliğimiz değil mi?

Geçen gün kızımla sohbet ederken bana “Annecim ben bu dünyada en çok sana güveniyorum, yani sen yanımdayken kendimi çok güvende, çok huzurlu hissediyorum. Senin varlığını, senin sevgini kelimelerle anlatmam mümkün değil. İyi ki benim annemsin” dedi. Sizlerinde çocuklarınızdan duyduğunuz güzel cümlelerin, dilinizden döküldüğünü duyar gibiyim. Biz annelerin gözünde dünyanın en değerli varlığı çocuğumuzdan, böyle sözler duymak ne demek.. Muhteşem bir şey.. Ne yorgunluğumuz kalır, ne kederimiz..

Biz Anneler bu salgın döneminde çocuklarımızın bizlere her zamankinden daha fazla ihtiyacı olduğu gerçeğini unutmamalıyız. Zamanımız çoğunlukla mutfakta veya ev halkına hizmet etmekle geçiyor olabilir. Olaya pozitif yaklaşarak, ailemiz ve çocuklarımız için yemek yapmak, hizmet etmek daha bir güzelleşti gözüyle bakmalıyız.

Belki şu an bir çok anne sorumluluklarının daha zor bir hal aldığını düşünüyor olabilir. Lakin hastanelerde sevdiklerinden uzak, bu hastalıkla boğuşan onlarca insan varken. Çocuklarımızın, ailemizin, sevdiklerimizin sağlıklı bir şekilde yanımızda olmasından daha güzel ne olabilir ki? Halimize şükretmeliyiz. Her ne yaparsak severek ve isteyerek yapmalıyız. Yediğimiz, içtiğimiz varsın az olsun ama yeter ki sevdiklerimiz yanımızda olsun.

Bizler anneyiz ve çok değerliyiz. Annelik vasfı Yüce Allah tarafından sadece biz kadınlara verilmiştir. Anne olsun veya olmasın her kadın bir annedir.. Bunun değerini de bilmeliyiz.

Anne olmanın verdiği güçle bu dönemin sorunsuz ve rahat geçmesi için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz, daha da iyisini yapabiliriz çünkü bu güç zaten bize verilmiş, içimizde mevcut.. Çok zor bir dönemden geçiyoruz, bu böyle devam etmeyecek, düzelecek inancıyla Allahın sadece biz annelere, biz kadınlara verdiği gücünde farkında olmalıyız. İşte bu güç ve Allah’a olan inancımız bizi ayakta tutar. Yapmamız gereken tek şey bu gücü kendimize ve sevdiklerimize kullanmak..

Herbirinize sağlıklı günler diliyor.

Sevgi ve Saygılarımı sunuyorum.

Nurcan KONGUR


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık