Bera Zeyneb TÜRKMEN

Hizmet İçi Eğitimlerden Ne Kadar Verim Alıyoruz?


Bera Zeyneb TÜRKMEN
7 Ağustos 2019 Çarşamba 14:19

Bilgi, çağın gerekliliklerine göre değişim ve gelişim gösteren bir olgudur. Bilgiyi kullanan eğitimciler de kendilerini güncel tutmak zorunluluğu içindedir. Okullarda yıl içerisinde öğretmenlere,  ‘‘hizmet içi eğitim’’ adı altında çalıştaylar yapılmaktadır. Bu çalıştayların içeriği, süresi, takibi, denetimi farklılıklar göstermektedir.

Eğitim öğretim yılı başlangıç ve bitiminde,devlet okullarında yarım gün ve 1-2 hafta süren, özel okullarda ise tam gün ve 3-4 hafta süren ‘‘seminer dönemi’’ olarak isimlendirilen süreçte, hizmet içi eğitim çalışmaları yapılır. Devlet okullarındaki seminer döneminde hizmet içi eğitim, daha çok EBA (Eğitim Bilişim Ağı) üzerinden genel güncel bilgiler paylaşılarak, belirli konulardaki sunumlarla birlikte yapılmaktadır. Özel okullarda ise seminer dönemindeki hizmet içi eğitim, yönetim kadrosu tarafından kurum kültürüne uygun ve özerk olarak planlanmış sunum, sempozyum, seminer, panel, konferans, atölye çalışması, sertifika programları gibi akademik bilgi paylaşımlarından oluşan çalıştaylarla zenginleştirilmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin de bu ve benzeri çalıştaylaradâhil olması için MEBBİS (Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri) üzerinden yıl içerisinde eğitimler açılması kararı almıştır. Son dönemlerde devlet okulu öğretmenleri gönüllülük esası ile alabileceği eğitimleri MEBBİS üzerinden seçebildiği gibi, sistemde kendilerinin zorunlu olarak katılmaları gereken eğitimler de mevcuttur.

Devlet okullarında seminer dönemindeki hizmet içi eğitim sürecinde, öğretmenler genel eğitimlerin takibinden ziyade zamanını yıllık plan hazırlama, kurul ve zümre toplantısı yapma, tutanak yazma gibi resmi işlemleri tamamlayarak değerlendirmektedir. Özel okullarda ise seminer döneminde hizmet içi eğitime ayrılan toplam süre, tam gün mesai anlayışından da kaynaklı olarak devlet okulları için ayrılan toplam sürenin en az 5 katıdır. Öğretmenler bu süre içerisinde resmi işlemleri yapadururkeneğer doğru bir planlamaya dâhil edildilerse,çalıştaylara katılarak mesleki gelişimlerini sağlamak için çokça zaman bulabilmektedir. Bu çerçevede öğretmenler etkileşime dayalı ders anlatımları, sınıf yönetimi, diksiyon, iletişim becerileri, yazılı sorusu hazırlama, proje ödevleri, çalışma kâğıtları ve disiplinler arası etkinlikler oluşturmagibi konu başlıkları altında istişare odaklı paylaşımlaryapmaktadır.

Tüm bu atılımlara karşın seminer döneminde yapılan hizmet içi eğitimler devlet okulu öğretmenlerinin gözünde zamanı dolduran, özel okul öğretmenleri için iseözellikle yeni bir eğitim öğretim yılı başlamadan önce kişiyi oldukça yoran çalışmalardan ibaret olabilmektedir. Uzun yıllardır eğitim yöneticiliği yapan Öncü Okul Yöneticileri Derneği Genel Kurul Üyesi Adem Yıldız, bir devlet okulu müdürü olarak konu ile ilgili objektif değerlendirmelerde bulunmuş; ‘‘Seminer dönemi yapılan çalışmalar öğretmeni okulda tutmak, formaliteyi yerine getirmekten başka bir amaca hizmet etmemektedir. Öğretmenler, bu süreçten fayda sağlamaktan ziyade bürokrasi ve evrak işleri ile uğraşmaktadırlar. Programlarda, önceki yıllarda verilen konuların tekrarları yapıldığından çalışmalarda öğretmenler motive olamamakta, notlar fotokopi ile çoğaltılıp dosyalama yapılmaktadır. Devlet okullarında çalışmanın, garantili iş olarak görülmesi nedeniyle bir kısım öğretmenler seminerlere ehemmiyet göstermemektedir. Başarılı ve faydalı hizmet içi çalışmaların ödüllendirilip takdir edilmesi, süreci canlandırabilir.’’ görüşlerini aktarmıştır.

Eğitim sektörünün içerisinde olan paydaşların hafızasında konu ile ilgili yer edinmiş olumsuz yargıların pozitif yönde dönüşümü ve işleyişle ilgili fonksiyonel düzenlemelerin yapılması adına yetkililer tarafından genel veya yerel tedbirler alınmalıdır. Özel okul öğretmenleri ağustos ayı seminer döneminde yoğun bir eğitimden geçtikleri için döneme yorgun başladıklarını düşünmektedirler. Özel okulların eğitim programlarına ayırdıkları toplam süreyi daha makul bir düzeye getirmeleri ya da program içeriğini son iki iş gününe kadar tamamlayarak öğretmenlerin dinlenmelerine fırsat vermeleri, onların enerjilerini yeniden toplaması adına yerinde bir adım olabilir.

Okul türü ne olursa olsun hizmet içi eğitimde öğretmenlereaktarılan bilgilerin uygulamadaki işlevselliğinin takibi ve denetimi, bir sonraki yıl planlamalarda yapılacak olan güncellemelerde önemli bir veri teşkil eder. Yıl içerisinde devlet okulu öğretmenlerinin katılması zorunlu oldukları eğitimlerin yapıldığı yer, ev adreslerine uzak konumlandırılabilmektedir. Bakanlıkça görevlendirilmiş bir uzman tarafından iş başında hizmet içi eğitim verilmesinin sağlanması, önlemlerin geliştirilmesi açısından bir alternatif olabilir. Ayrıca programlardaki konuların öğretmenlerin ihtiyaçlarına göre belirlenmesi, dünyadaki gelişmelere paralel olarak güncellenmesi, yeteneklerin ortaya çıkmasına katkı sağlayıcı olması, bilişim ve teknoloji dünyasındaki yeniliklere uygun seçilmesi, hizmet içi eğitimleri ilgi çekici kılabilir.

Sonuç olarak, öğretmenler gerek seminer döneminde gerekse yıl içerisinde hizmet içi eğitimin niteliğinin ve kalitesinin arttığına inandığında; bu süreç içinde geçirdiği zamanı kendisi için bir yük değil, gelişimine büyük katkı sağlayan ve elde edilmesi zor olan bir fırsat olarak görmeye başlayacaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık