Nurcan KONGUR

Köklü Ulu Çınarlarımız Onlar


Nurcan KONGUR
25 Mayıs 2020 Pazartesi 09:50

Köklü ulu çınarlarımız Onlar.. Tarihimizin canlı şahitleri, varlıklarıyla bereketimizin vesilesi olan gizli zenginlik kaynaklarımız, bizleri geçmişten geleceğe bağlayan sarsılmaz ve sağlam köprülerimiz..

Engin tecrübelerine her zaman ihtiyaç duyduğumuz yaşlılarımıza hürmette kusur etmemeliyiz, Onları korumalıyız ve üzerine titrediğimiz çocuklarımız gibi Onları da gözümüzden sakınmalıyız.

Bir düşünün hele, ne zorluklarla bizi besleyip büyüttüklerini, yemeyip yedirdiklerini, giymeyip giydirdiklerini, hastalandığımızda ve ateşliyken uykusuz ve yorgun başımızda sabahladıklarını.. Bir düşünün..

Çocuğuna bakar büyütürsün, gün gelir elden ayaktan düşer yaşlanırsın çocuğunda sana bakar..

Anne babalarımız yanı başımızda belki az, belki çok bizlerin bakımımıza muhtaç olabilir, bizlere ihtiyaç duyabilirler. İhtiyaç duydukları her anlarında yanlarında olmaya çalışalım.

Annelerimizi, babalarımızı, büyüklerimizi yalnızlığın ağır yükü altında ezildikleri huzur evlerine bırakmayalım. Evlerimizi huzurun bol olduğu, mutluluğun dünyaya yayıldığı huzurlu evlere dönüştürelim. Kendi evlerimizi birer huzur evi yapalım. Onların bizlere yaşattığı anne sıcaklığı tadındaki evlat sıcaklığını, biz de Onlara yaşatarak gösterelim. Tıpkı bir zamanlar Onların bizlere gösterdiği gibi.. Evlerimizde o sıcaklığı, o merhameti, o mutluluk ve huzuru yaşatalım..

Yaşlılıkta en büyük sorun yalnızlık değil mi? Kim yalnız kalmak ister ki. Onları yalnızlıklarının soğuk duvarlarına hapsetmeyelim.

Büyüklerimize hürmet edelim. Çocuklarımızla iletişim kurmalarını, vakit geçirmelerini sağlayalım. Gençlerimizle aralarında bir bağ kurarak, geleceklerine ışık tutacak tecrübelerini aktarmaları için elimizden geleni yapalım. Kuşkusuz ki Onların tecrübeleri geleceğimizin inşasına imzalar atacak olan gençlerimize rehber olacaktır. Bugün dünyayı idare eden 65 yaş üstü insanların olduğunu unutmayalım.

Onlar genç oldular yaşlandılar, ömrümüz olursa bizler de yaşlanacağız.. Her insan potansiyel bir yaşlıdır gerçeğini hiç bir zaman unutmayalım. Yaşlılarımızla iletişim kurarken, Onlara karşı empati yaparak davranışlarımıza yön vermeyi unutmayalım. Belki biraz çocuksu, belki agresif, belki hırçın, belki karakterleri, belki hastalık veya yaşlarının gereği huysuz olabilirler ama biz yine de anlayışlı ve sabırlı olmaya gayret gösterelim.

65 yaş üstü büyüklerimiz toplu taşımada, ücretsiz uygulamasıyla birlikte ulaşım sıkıntısı yaşamadan, her gün gönüllerinin dilediğince sokağa çıkarak, istedikleri yere gidip gezmekteler.. Bu durum Onlar için hayatlarına renk katan, yaşama sevinci ile toplumdan dıșlanmadan sosyalleşmelerine imkan sağlamaktadır.. Ancak basından takip ettiğim ve bir takım çevrelerden duyduğum kadarıyla söylüyorum, yaşlılarımızın bir kısmı bu uygulamadan mutluyken, bir kısmı da bu uygulamayı evinde mutsuz ve huzursuz olduğu için kaçış yolu olarak görmektedir. Bu iki farklılığı hep düşünmüşümdür. Peki dışarı çıksınlar, yalnız kalmadan sosyalleşsinler lakin bu insanlar sabahtan akşama kadar gününü sokakta nasıl geçirebilir veya hiç yorulmazlar mı? Her gün, her gün.. Hiç düşündünüz ? bunu.. Üstelik o yorgun, kırılgan bedenleriyle bu insanlar genç de değiller. Ne yazık ki çocuklarından, gelinlerinden, torunlarından vs. vs. eza ve cefa gören, şiddet uygulanan ve sırf bu yüzden gününü sokakta geçiren yaşlılarımız var bizim.. Bir de elden ayaktan mahrum sokağa çıkamayan, bir kaç saatlik dışarı kaçış yolu bulamayan tamamen eve ve kişiye bağımlı olan yaşlılarımız var..

Lütfen elimizi vicdanımıza koyarak ve gelecekte bizimde yaşlanacağımızı düşünerek, yaşlılarımıza saygı sevgi ve en önemlisi merhamet gösterelim.. Ve bunun mükafatını sadece Rabbül Aleminden bekleyelim. Anneciğim, babacığım diyelim, ellerini yanaklarını öpelim, gönüllerini alalım. Kusursuz insan yoktur. Anne babalarda hata yapabilirler. Söylem ve davranışlarında yanlış ve hatalı olduklarında, bu durumu Onlara uygun bir lisanla, kalplerini kırmadan söyleyelim.

Annemiz babamız olmasaydı biz olmazdık, eşimiz veya sevdiğimiz insan olmazdı değil mi? O halde bir anne babanın dünyaya getirip, besleyip büyüttüğü evladını seviyorsak, Onun anne babasını da sevmeli ve saymalıyız. Başka bir deyişle Anne babaları olmasaydı sevdiklerimizde olmazdı..

Ne ekersek onu biçeceğiz bundan kurtuluş yok. Bir gün bizde yaşlanacağız diyerek bütün bunların idrakıyle lütfen yaşlılarımıza iyi davranalım. Onların varlığı büyük nimettir. Berekettir kalplerimize ve evlerimize.. Bizler dinimize ve mübarek kitabımız Kur'anı Kerime, gelenek ve göreneklerimize bağlı bir toplumuz Elhamdülillah.

Avrupalıların ve dünyada bir çok toplumun yaşlılarına incitici kırıcı davranışları bize örnek olmamalı.. Aksine biz temizlik kültürümüz, inanç ve insani değerlerimiz gibi, yaşlılarımıza verdiğimiz değerlede tüm dünyaya örnek bir millet olmalıyız.

Peygamber (s.a.v.) Efendimiz buyuruyor ki:

“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.” (Tirmizî, Birr, 15)

Biz yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla büyük bir aileyiz. Birimiz olmazsa diğerimiz hiç olmaz. Bu büyük aileyi yaşlılarımızın tecrübesiyle, aydınlık yarınlarımızın olduğu geleceğimize taşımak bizim elimizde..

Yaşlılarımızı başımızın tacı yapalım ve incitmeyelim..

Selam ve Saygılarımla

Nurcan KONGUR


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık