Erol KAYA

Söz Meclisi..


Erol KAYA
26 Ağustos 2016 Cuma 15:20

Güneşin en tepede olduğu zaman. Güzel memleketimin güzel insanlarında  bir hareketlilik var. Ocakta yemeğini bırakıp gelen kadınlar, havanın güzelliğini fırsat bilip sokağa dökülmüş yaşlı dedeler, İstanbul’dan kızını ziyarete gelmiş belgin  teyze, bakkal dükkânının kapısına 'namazdayım' yazan Osman amca...

Hepsi de bir telaşla mahallenin adını aldığı  camisine doğru ilerliyor. Tek bir dertleri var: Namazı cemaatle kılmak. Sonunda bekledikleri an geliyor. İmam, ezanı okuyor. İşte, o andan itibaren çocukların hâlâ sokaklarında top oynadığı bu eski Ankara mahallesinde, hayat caminin avlusunda şekilleniyor. Kimi şadırvanda abdest tazeliyor, kimi namaza durmak için imamın 'Allahuekber' demesini bekliyor. Cemaatin peşine takılıp gelen çocuklarsa, oyunlarına cami avlusunda devam ediyor! Namazın bitmesiyle imamı da kollarına takmış üç beş kişi, avludaki çay ocağına  doğru ilerliyor. samsunlu Hüseyin dayı, "Öğle yemeği için hanıma börek yaptırmıştım. Siz çayları hazırlayın, ben tepsiyi kapıp geliyorum." diyor. Bu mahallede hayat hep böyle akıyor.

Ne camileri mahalleliyi, ne mahalleli camilerini bırakıyor. Namaz kılmayanlar bile sohbet etmeye, kahvehaneye değil evinin yanındaki bu ibadethaneye geliyor.

Camiler, yeni nesil imamların yaptığı etkinliklerle tekrar hayatın içindeki yerini almaya başlıyor. Çocukların korkarak değil de yüzlerinde gülümsemeyle oyun oynadıkları cami avluları çoğalıyor. İnsanların artık buraları, kapısı sadece vakit namazlarında açılan mekanlar olarak değil, yaşam merkezi olarak düşünmesi ibadethaneleri gerçek işlevine döndürecek inşallah. “Güzel ahlak bağışIayıcıIık, sabır ve tahammüldür”


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık