Erol KAYA

Zalim…


Erol KAYA
21 Haziran 2016 Salı 00:56

Yüce Kudret Sahibi'nin, insanların istifâdesi için hazırladığı dünya nimetleri, herkese yetecek miktardadır. Huzur içinde bir dünyada yaşama yerine, başkalarına kötülük peşinde koşmak, mazlum kadar zalimi de perişan eder. Zalime ilk cezayı, kendi vicdanı verir. Zalim, zulmettiği insanı mutlu görmeyi denese, bundan kendisi de nasibini alacaktır. Yüce Allah, iyi ile kötüyü ayırt edebilmemiz için bizlere akıl nimeti vermiştir. 

Zulme uğrayan insanın, hukûkî yollara müracaat etmesi ona ait bir haktır. Zulmedene fizikî müdahalede bulunmak doğru değildir. Aksi halde, önü alınmaz büyük problemlerin yolu açılabilir. Peygamber Efendimiz (sas), 'Zarara zararlâ karşılık vermek yoktur' (İbn Mâce, No: 2340 / Ahkâm, 17) kutsî sözleriyle, kişinin kendi kararıyla zalimi cezalandırmak yerine, hâkime müracaat etme hakkına sahip olduğunu belirtmişlerdir. Mazlumun hukûkî yollar dışında, zalime gereksiz müdahalede bulunması, kendisini haklı olduğu dâvâsında haksız duruma düşürebilir. Bu durumun, aileler veya toplumlararası çatışmalara yol açması ise; daha fecî bir hâdisedir. İslâm'ın temel esaslarından biri, toplum barışının korunmasıdır. Bunu bozacak 'fitne' hareketlerinden kaçınılması gerektiği konusunda Allah Resûlü (sas)'nun ikazları vardır. 

Mazlum, çoğu zaman zalim karşısında güçsüz ve çaresiz kaldığını düşünür. Bu durumda 'Mutlak Güç Sahibi' Yüce Yaratıcıya sığınmak ve O'ndan yardım istemek zorunda kalır. Böyle bir inanç içerisinde yapılan duâ ile insan, sınırsız kudret sahibi olan Rabbi’ne samimi bir şekilde bağlanmış olur. Bu hakikate kavuşmak, mazlum için büyük bir kazanç ve mutluluk değil midir? 

Mikro âlemden, makro âleme kadar yaşanan intizam, ihtişam ve sanat; bunu tanzim ederek yaratan Sınırsız Kudret Sahibi'ni gösterir. Yüce Allah, bütün bu işleri bir plân, program ve takdir dahilinde yapmaktadır. O'nun kâinattaki programladığı işlerden biri de, zalimin cezasını bu dünyada görmesidir. Bu hakikat, atasözlerimizle de ifade edilmiştir. Yaşadığımız hayatın 'imtihan dünyası' olması, her zalimin bu dünyada ilahi ceza ile cezalandırılmasını gerekli kılmamaktadır. Çok defa zalimin, gururuyla; mazlumun da ezilmişliğiyle bu dünyadan geçip gitmesi, âhi rette 'büyük bir hesap' olacağını ispat etmektedir. Bu gerçeği göz önünde bulundurarak başkalarına kötülük yapmaktan kaçınmak, akıllıca bir davranış olacaktır. Bu konuda, 'Kendi düşene ağlanmaz' atasözü de hatırlanmalıdır. Günden güne ağaran saçlar ve direncini kaybeden vücutla insanın kabre doğru gidişi, düşündürücü olsa gerek. 

Zulmün âkıbetini haber veren âyet ve hadîs-i şerifler 
Zulüm, eninde sonunda zalimi de önüne katıp götürecek bir âfettir. O, hiçbir zaman uzun ömürlü olamaz. Bu hususa işaret eden Allah Resûlü (sas), 'Allah, zalime mühlet verir (hemen ceza vermez), bir de onu yakaladı mı, artık iflâh etmez (bir daha salıvermez.)' buyurmuştur. Hadîsin râvisi, Peygamber Efendimiz (sas)'in bu sözü söyledikten sonra, 'İşte Rabbi’nin yakalaması böyledir. O zalim ahâliyi böyle yakalar. Zirâ O'nun yakalaması çok can yakıcı, çok şiddetlidir.' (Hûd, 11/102) âyetini okuduğunu nakleder…

Selam ve dua ile..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık